HOŞ GELDİNİZ

BU SAYFA MÜZECİLİK KONUSUNA İLGİ DUYAN BİR AKADEMİSYEN ARKADAŞINIZIN ALINTILARLA DÜZENLEMİŞ OLDUĞU ÇALIŞMASIDIR.

HOŞGÖRÜLÜ OLMANIZ DİLEĞİYLE...

"Geçmiş, Gelecek içindir..."

"Geçmişi bilmeyenler,Geleceğe yön veremezler."

Doç.Dr.R.Eser GÜLTEKİN
Restorasyon Uzmanı Y.Mimar & Sanat Tarihçi
Akdeniz Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Müzecilik Anabilim Dalı
Yüksek Lisans Proğramı
Öğretim Üyesi

Salı

İZMİR MÜZELERİ - II

Bergama Müzesi (Bergama)

İzmir ili Bergama ilçesinde Carl Humman ve Alexander Conze yönetiminde 1878 yılında Bergama'da başlayan arkeolojik kazıların sonucunda, 1900–1913 yıllarında akropolde yapılan kazılar sırasında bugünkü Alman Kazı Evi yanında bir depo müzesi yapılmıştır. Bu depo Türkiye’deki arkeolojik eserlerin toplandığı depolardan birisidir.

I.Dünya Savaşı nedeniyle Bergama kazılarına ara verilmiş, savaşın bitiminden sonra Theodor Wiegand başkanlığında kazılara 1927 yılında yeniden başlanmıştır. Bu dönemde Akropol kazılarının yanı sıra Asklepieion kazıları da başlamıştır. Her iki kazıda çıkan çok sayıda eserden ötürü yeni bir müze binasına gereksinim duyulmuştur. Mareşal Fevzi Çakmak 1932 yılında Bergama’ya gelmiş ve konu ile ilgilenerek yeni bir müze kurulması için gereken emri vermiştir. Bunun üzerine Türk-Alman işbirliği ile bugünkü müzenin olduğu, Cumhuriyet Caddesi’ndeki mezarlık alanı müze için uygun görülmüştür.

Müze yapım çalışmalarına Bruno Meyer ve Harold Hanson’un projesi uyarınca 1933 yılında başlanmıştır. İzmir Genel Valisi Kazım Dirik’in de katkısı ile devam eden çalışmaları Atatürk Bergama’yı 13 Nisan 1934’teki ziyareti sırasında görmüştür. Bergama Müzesi’nin yapımı tamamlandıktan sonra İzmir Valisi Fazlı Güleç tarafından 30 Ekim 1936’da ziyarete açılmıştır. Bergama Müzesi 1937 yılında Müdürlük haline getirilmiş ve müzenin müdürlüğüne de Bergama ile ilgili araştırma ve yayınları olan Osman Bayatlı atanmıştır. Osman Bayatlı 30 yıl müze müdürü olarak hizmet etmiş ve bundan sonra da yaş haddinden emekliye ayrılmıştır.
Müze binası antik yapılardan da etkilenerek dikdörtgen bir avlu, bu avlunun etrafında enlemesine dikdörtgen iki teşhir salonundan meydana gelmiştir. Müze avlusu açık hava müzesi olarak düzenlenmiştir. Müzenin arka kısmı ile diğer yanına sonraki yıllarda yönetim, depo, laboratuar, fotoğraf ve arşiv birimleri eklenmiştir.

Bergama yöresine özgü etnografik eserler de müze ek binasının 1979 yılında yapımından sonra buraya taşınmıştır.

Bergama Müzesi’nde Erken Tunç Dönemden başlayarak Bizans dönemi sonuna kadar tarihlenen çeşitli eserler sergilenmektedir. Bunların büyük çoğunluğu Bergama yöresindeki kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Antik Çağ’ın Pergamon heykeltıraşlık ekolüne ait çeşitli heykeller ve Roma dönemi kopyaları burada sergilenmektedir. Bunların yanı sıra Pitane ve Gryneion’dan gelen Arkaik dönem buluntuları Myrina terakotaları, MÖ. VI.-MS. III. yüzyıllar arasına tarihlenen mezar stelleri, Roma dönemi heykelleri, mimari parçalar ile daha önce Berlin’e götürülmüş bulunan Pergamon Zeus Sunağı’nın bir maketi burada sergilenmektedir. Ayrıca Yrd. Doç.Dr. Ahmet Yaraş’ın Allionai’de yapmış olduğu kazılarda ortaya çıkardığı Nymphe heykeli, Roma büstü ve küçük buluntular da burada sergilenmektedir.

Müzenin etnografik eserler bölümünde ise yöreye özgü halı, kilim, Yuntdağ, Yağcıbedir, Kozak ve Bergama düz dokumaları, kumaşları ve çeşitli el işleri ile günlük yaşamda kullanılan eşyalar, ateşli ve kesici silahlar ile yazmalar bulunmaktadır.


Zafer Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi No:6
Tel : (0232) 631 28 83
Faks: (0232) 631 07 77


Demiryolları Müze ve Sanat Galerisi (Selçuk)

İzmir ili Selçuk ilçesi DDY İşletmeler Genel Müdürlüğü yönetiminde olan bu müze, İngilizler tarafından 1856–1858 yılında yapılmış olan iki katlı bir yapıda bulunmaktadır. Müze binası iki hol ve dokuz odadan meydana gelmiştir. Yapının giriş katı sanat galerisi olarak düzenlenmiş, üst katında da müze bölümü yer almıştır.

Müzede XIX. yüzyılda kullanılmış olan lokomotif ve vagonların kimliklerini yansıtan plakalar, demiryollarının kuruluşundan bu yana kullanılan buharlı lokomotiflerin parçaları, hareket ve yol fenerleri, yol ölçü aletleri, büro malzemeleri ve demiryolculuğunda Türkiye’de ilk defa kullanılan telefon ve telem sistemleri, buharlı lokomotif maketi, çeşitli lokomotifler sergilenmektedir. Ayrıca Atatürk’e ait fotoğraflar başta olmak üzere demiryollarını konu alan diğer fotoğraflara da yer verilmiştir.


DDY İşletmeler Genel Müdürlüğü Çamlık, Selçuk
Tel : (0232) 258 31 31/4520
Faks : (0232) 463 16 22


Efes Müzesi (Selçuk)
İzmir ili Selçuk ilçesinde bir müze kurulması düşüncesi XIX. yüzyılın sonlarında yörede başlayan demiryolu inşaatı sırasında ortaya çıkan eserlerin ve daha sonra da yörede yapılan kazılarla birlikte başlamıştır.

Aydın-İzmir demiryolu inşaatı sırasında Selçuk’ta (Ayasuluk) bazı eski eserlerin ortaya çıkması üzerine İzmir Demiryolu Müdürü De Larke Osmanlı sadrazamlığına bir yazı yazarak bulunan eserlerin kaybolmaması ve korunması için başvurmuş ve burada bir müze kurulmasını istemiştir:

“Ekselans
Eski Grek şehri Efes’te Ayasuluk civarında yaptığımız demiryolu çalışmaları sırasında, üzerinde yazılar olan işlenmiş mermer bir blok bulduk. Eski bir şatoya ait olan bu buluntular demiryolu şirketi emrindeyse de anlaşma gereğince sizin iradeniz altında olması gerekir. Yolun inşasına devam edebilmek için kale duvarını kesmek zorunda kaldık. Buradan daha birçok şeyler bulacağımıza eminim. Bu eşyalardan hiç biri kaçırılmak amacı ile çalınmamıştır.

Demiryolunu ziyarete gelen Avrupalıların gözü önünde ve onların teşvik için bir müze oluşturulduğu halde, kaza müdürü haberim olmadan onları kaldırtmıştır. Bizim çalışmalarımızı da yarıda kesmiştir.
Eğer bu eşyalar cahil Grek kasabalılarının eline geçerse, orada bir hazine bulmak ümidi ile bunları yok edeceklerdir. Tren yolu deseni olan S.M.S çok kıymetli olmasına rağmen şirketin hakkı gasp edilmiştir.

Sizinle konuşmaktan çok memnunum ve zamanla birçok enteresan şeylerin bulunacağını ümit ediyoruz. Bu değerli eşyaların bulunduğu müzenin, benim gözetimim altında kurulmasını saygılarımla rica ederim. De Larke”

Bundan sonra bu yazı üzerine sadrazamlık tarafından padişahlık makamına 6 Temmuz 1863 yılında konu ile ilgili bir yazı yazılmıştır:

“Meclisi Vala tarafından sunulan mazbatadan anlaşıldığı gibi Ayasuluk civarında inşa olunan demiryolu üzerinde bulunan harap kale duvarı ile köprü yakınlarında yazılı ve işlenmiş bir takım mermer taşlar bulunmuştur. Bunların antlaşma esaslarına göre Osmanlı Devletine iadesi gerekir. Fakat çıkan eserler o kadar değerli şeyler olmadığından İzmir Demiryolu Müdürü Mösyö De Larke’nin Osmanlı Devletine olan dilekçesi üzerine, yolun geçeceği yerde bir müzenin kurulmasının isabetli olacağı anlaşılmıştır. Bu eserlerin içinde, eğer kıymetli şeyler olursa İstanbul’a gönderilmek üzere, Mösyö De Larke’nin nezaretinde bir müzenin kurulmasına izin verilmesi hususunda İzmir Valisi Paşa Hazretlerine ve demiryolu komiseri Miralay Reşat Bey’e, aynı zamanda Ticaret Nezareti’ne de bilgi verilmesi ve bu hususta yüksek emirlerinize göre hareket olunacağı beyan olunur.”

Bu yazının üzerine 7 Temmuz 1863’te padişah emrinde; “Sadaret teskeresi padişaha sunulmuş, konu edilen hususlar uygun görüldüğünden, İzmir Valisine, demiryolu komiserine ve Ticaret Bakanlığı’na bilgi verilmesi ve gereğinin yapılması” istenmiştir. Ancak Türkiye’de müzecilik çalışmaları daha henüz başlamadığından Selçuk’ta bir müze kurulamamıştır.

Cumhuriyet döneminde Selçuk-Efes’te bulunan antik buluntular toplanarak yerel bir müze haline getirilmesi düşüncesi ilk defa 1929–1930 yıllarında ortaya atılmıştır. Dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik’in başkanı bulunduğu İzmir Asarı Atika Muhipleri Cemiyeti aldığı bir kararla burada bir müze kurdular. Ancak bu müze depo niteliğinden olmaya gidemedi.

Selçuk’ta 1960–1964 yıllarında yapılan yeni müze binasının teşhir ve tanzimi işleri yapıldıktan sonra 7 Kasım 1964’te ziyarete açıldı. Müzenin plan ve projelerinin hazırlanmasında Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Franz Miltner’in de yardımları olmuştur. Bundan sonra müzeye 1976 yılında yeni bir bölüm eklenmiş ve müze daha da genişletilmiştir.

Efes Müzesi, Efes ve çevresindeki Prehistorik, Miken, Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserleri bir araya getirmiştir. Müzedeki belli başlı eserler arasında Efes Artemis heykeli, yunuslu Eros, tavşanlı Eros, Eros başı, Priapos heykeli, mermer Artemis heykeli, Mısırlı rahip heykeli, İsia heykeli, çeşitli mitolojik tanrı heykelleri ve Sokrates başı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Efes Müzesi’nde sergilenen eserler kentin buluntu yerlerine göre gruplandırılmıştır. Örneğin, peristilli ev tipinin en gelişmiş örneği olan Yamaç Evler ve ev buluntuları salonunda tıp ve kozmetik aletler, takılar, ağırlıklar, aydınlanma araçları, müzik ve dokuma araçları, ev kültü ve çeşitli yapılarda dekoratif olarak kullanılan heykelcikler, imparator ve tanrı heykelleri, büstler, mobilyalar bulunmaktadır. Salonun bir bölümünde Efes Yamaç Evler'den Sokrates Odası olarak bilinen bir oda fresk, mozaik ve çeşitli mobilyalardan oluşan dekoru içinde foto-mankenler ile düzenlenmiştir.

Müzenin Artemis salonunda, Artemis heykelleri ile Artemis mabedi ve sunağında bulunan eserler sergilenmiştir. Aynı zamanda burada arslan başı, Artemis tapınağının başrahibinin heykelleri ile altın, gümüş ve fildişi buluntular, torsolar sergilenmiştir.

Müzenin Çeşme buluntuları salonunda Roma döneminde yapılmış olan Zeus başı, Aphrodite heykeli, dinlenen savaşçı heykeli, Polyphemos heykel grubu, Augustus Mabedinin alınlığındaki heykel grubu, Pollio çeşmesinin havuz kenarı bulunmaktadır.

Müzenin İmparator Kültleri salonunda Efes’in en önemli anıtlarından biri olan Parth Anıtı yakın tarihlerde ortaya çıkarılan kabartmalar ve Viyana’dan getirilen bu anıtlara ait kabartma mulâjları sergilenmektedir. Roma İmparatorluk Döneminde altın çağını yaşayan Efes’teki kazılarda ortaya çıkarılan heykeller, portreler, Hadrianus Mabedine ait frizler de sergilenmektedir. Yeni buluntu salonunda ise Efes’e 15 km. uzaklıktaki Claros Apollon Kutsal Alanı’nda 1902–1997 yıllarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan buluntular sergilenmektedir.
Müzenin orta bahçesinde müze ile bütünlük oluşturan arasta bölümünde ise eski Türk kasabalarındaki ticaret yaşamı ve kaybolmaya yüz tutan çeşitli el sanatları da sergilenmiştir. Bunların arasında yaşamda önemli yer tutan tahıl öğütme sistemi ve gelişimi ile çeşitli tiplerde urganlar, tartı aletleri, kasaba berberi, gülyağı üretimi, bakırcılık ve gözboncuğu yapımını içeren arastanın tematik bölümleri de dikkati çekmektedir. Avludaki güney duvarı üzerinde bulunan alınlıkta Efes Augustus veya İsis tapınağı alınlıklarının benzerleri, Belevi Mezar Anıtı’ndan getirilen büyük bir lahit bulunmaktadır.

Müzenin ayrı bir bölümünde Antik Çağ’lardan başlayarak Osmanlı dönemini de kapsayan elektronlar, altın, gümüş, bakır sikkeler, takılar da sergilenmektedir.

Müze avlusunda ise büyük ölçüde mimari parçalar ile lahit ve steller teşhir edilmektedir.

Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürü merhum Hikmet Gürçay’ın isminin verildiği galeride de günümüz sanatçılarının eserleri periyodik olarak sergilenmektedir.

Efes Müzesi’nin arka sokağındaki XIV. yüzyıla tarihlendirilen eski bir Türk evi restore edilmiş ve burası küçük bir kitaplığa dönüştürülmüştür. Ayrıca kentin Aşağı Agorası’ndaki antik dükkânlardan birisi de restore edildikten sonra görme engelliler için küçük bir müzeye dönüştürülmüştür. Burada müzedeki bazı eserlerin kopyaları ile orijinalleri sergilenmektedir.

Efes Müzesi’nin bitişiğinde bulunan ve müze tarafından 1969–1972 yıllarında restore edilen Saadet Hatun Hamamı’nın kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı üslubundan XVI. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Moloz taş ve tuğladan yapılan hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir.

Günümüzde bu hamam müzenin etnografik bölümünü oluşturmaktadır. Bu bölümde eski ticaret yollarının üzerinde bulunduğu Selçuk’taki XIV. yüzyıldan günümüze kadar gelebilen günlük yaşam ile ilgili eserlere yer verilmiştir.

Atatürk Mahallesi Kuşadası Caddesi Selçuk
Tel 0232) 892 60 10
Faks 0232) 892 70 02


Çetin Kültür Köyü Müzesi (Selçuk)

İzmir ili Selçuk ilçesinde, Pamucak-Seferihisar-Kuşadası kavşağına yakın Arvalya Mevkii’nde, öğretmen Ayhan Çetin ve eşi Nazmiye Çetin tarafından yöresel bebek ve maketlerden oluşan özel bir oyuncak bebek müzesi 1980 yılında ziyarete açılmıştır.

Müzede bebek örnekleri, maketler ve heykeller bulunmaktadır. Bunlar Batı Anadolu köylerinin günlük yaşantısını örf ve adetleri ile çocuk oyunlarını yansıtmaktadır. Ayrıca müze Kurtuluş Savaşı’nda cephedeki durum, cephe gerisindeki viran olmuş, yokluk içindeki köyler, cepheye yiyecek ve cephane taşıyan konvoylar, Elif’in Kağnısı gibi kompozisyonlara yer verilmiştir. Bunun yanı sıra Anadolu’nun değişik yörelerinden Silifke, Ağrı kadın, Ege kadın, Ege zeybek gibi folklor ekipleri, Ye kürküm ye, parayı veren düdüğü çalar gibi Nasrettin hoca fıkraları ve taş devrini anlatan bir kompozisyonlar da onları tamamlamaktadır. Ayrıca yöresel kız beğenme, kız isteme, düğün, nişan, saya gezme, asker uğurlama, kurban alımı, şişe vurma, ayı oynatma, sünnet gibi örf ve adetler ve telden araba ve oyuncak yapma, koyun gütme, tarla sürme, ekin işleme, avcılık, değirmencilik, demircilik, tenekecilik, yağhane, bakkaliye, marangoz, testicilik, nalbantlık, kadınların kış hazırlıkları, koyun kırkma, koyun sağma, halı ve kilim dokuma, çerçiden alışveriş, kervandan alışveriş, camii, eve su taşıma gibi konular en ince detayına kadar işlenmiştir.

Müzedeki tüm eserler 300 m2’lik bir alana yayılmıştır. Müzeyi kuran Ayhan Çetin ve eşi Nazmiye Çetin 1980’li yıllardan beri sürdürdükleri çalışmalarının ürünlerini burada sergilemişlerdir. Kompozisyonlardaki figürler ve resimleri Ayhan Çetin, kıyafetler ve aksesuarları ise Nazmiye Çetin yapmıştır.

Tel: (0232) 893 13 79


Çeşme Müzesi (Çeşme)

İzmir ili Çeşme ilçesinde, Sultan II. Beyazıt döneminde 1508’de yaptırılmış olan kale günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir. Bu kaleyi Aydın Valisi Mir Haydar Mimar Ahmet oğlu Mehmet’e yaptırmıştır.

Çeşme Kalesi, Barbaros Kulesi 1965 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Müzede teşhir edilen eserlerin büyük çoğunluğu İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi’nden getirilen ateşli ve kesici silahlardan oluşmaktadır. Başlangıçta Kale Müze olan bu yapı çevredeki 1964 yılından beri kazısı devam eden Erythrai (Ildırı) antik kentinden getirilen buluntu ve kalıntılarla arkeoloji müzesine dönüşmüştür. Müzede bulunan silahlar yapıdaki aşırı nem dolayısı ile oksitlenmiş, bozulmaya başlatınca da İzmir Arkeoloji Müzesi ile Ödemiş Müzesi’ne devredilmiştir.

Müzede pişmiş toprak eserlerin yanı sıra mermer heykeller, amphoralar, gümüş ve bronz sikkelerden, altın varaklardan oluşan koleksiyonlar bulunmaktadır. Müzedeki eserlerin büyük çoğunluğu Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlendirilmektedir.


Beyazıt Caddesi Kale Sokak 1.Çeşme
Tel : (0232) 712 66 09


Tire Müzesi (Tire)

İzmir ili Tire ilçesinde müzecilik çalışmaları ilk defa halkevleri müzecilik kolu tarafından 1936 yılında başlamıştır. Tire Müzesi ilk olarak İmaret Camisi’nde kurulmuş ve 1971 yılında da yeni yapılan binasına geçmiştir.

Müze koleksiyonlarını arkeolojik ve yöresel etnografik eserler oluşturmaktadır. Eserlerin büyük çoğunluğunu Roma, Bizans ve Osmanlı eserleri meydana getirmiştir. Müzenin arkeoloji bölümünde MÖ. 3500-MS.1100 yıllarına tarihlenen heykeller, steller, mermer masa ayakları, mermer ve pişmiş topraktan lahitler, cam eserler, pişmiş topraktan yağ kandilleri sergilenmektedir. Bunların yanı sıra kronolojik olarak elektron, altın, gümüş ve bronz sikkeler, ziynet eşyaları ayrı vitrinler içerisinde sergilenmektedir.

Müzenin etnografya salonunda ise, el yazması Kuranlar, dergâh eşyaları, yazı takımları, yöresel giysiler, karyola takımları, çeyiz sandıkları, nalınlar, hamam ve şifa tasları, kesici ve ateşli silahlar, Avrupa kökenli olup, Osmanlı döneminde kullanılan seramikler, çeşitli tablolar, vitraylar, halı ve kilimler bulunmaktadır. Ayrıca Çanakkale seramiklerinden oluşan bir koleksiyon da burada bulunmaktadır.

Müzenin bahçesinde de büyük ölçüdeki mimari parçalar ile lahit ve siteler teşhir edilmektedir.


Samizade Meydanı NO:10 Tire
Tel : (0232) 512 18 60
Faks : (0232) 512 18 62


Ödemiş Müzesi (Ödemiş)

İzmir ili Ödemiş ilçesinde müze kurulmasına ilk defa 1974 yılında başlanmıştır. Bunun için eski eser koleksiyoncularından Mutahhar Başoğlu 1816 m2’lik ve 956 m2’lik toplam 2772 m2’lik arsasını müze yapılmak üzere hazineye bağışlamıştır.

Müze binasının yapımına 1977 yılında başlanmış ve 1983 yılında da müze ziyarete açılmıştır. Ödemiş yöresinde bulunan eserler daha önce İzmir Arkeoloji Müzesi ile Tire Arkeoloji Müzesi’nde koruma altına alınmış bulunuyordu. Ödemiş Müzesi’nin yapılmasından sonra bu eserler her iki müzeden de geri alınmış, ayrıca teşhirde bütünlüğü sağlamak amacıyla da diğer müzeden de eserler getirtilmiştir.

Ödemiş Müzesi bodrum ve zemin kattan meydana gelen bir yapı olup, tek bir teşhir salonundan meydana gelmiştir. Müzenin arkeoloji bölümünde MÖ.3000 yılından başlayan Eski Tunç Çağı eserleri, Arkaik Eserler (MÖ.700–480), Klasik Dönem eserleri, Helenistik eserler, Bizans eserleri teşhir edilmektedir. Bu eserlerin başında çeşitli pişmiş toprak kap kacaklar, idoller, kesici aletler, baltalar kandiller, cam eserler, çeşitli süs eşyaları ile mermer ve pişmiş topraktan heykeller bulunmaktadır. Bunların yanı sıra Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Venediklilere ait de altın, gümüş, bronz sikkeler sergilenmektedir. Ayrıca koleksiyoner Mutahhar Başoğlu tarafından da bir grup arkeolojik eser müzeye bağışlanmıştır

Müzenin etnografya bölümünde ise yöresel giysilerin yanı sıra Osmanlı dönemine ait ateşli ve kesici silahlar, bakır ve gümüş eşyalar, cam eserler, süs eşyaları sergilenmektedir. Müze bahçesinde de büyük ölçüde mimari parçalar, lahit ve steller teşhir edilmektedir.

Birgi Yolu No:88 Ödemiş
Tel-Faks : (0232) 545 11 84


Çakırağa Konağı (Ödemiş)

İzmir ili Ödemiş ilçesinde, Birgi’de bulunan Çakıroğlu Mehmet Bey’in yaptırmış olduğu konak Kültür Bakanlığı tarafından Müze-Ev olarak ziyarete açılmıştır. Günümüzde Çakırağa Konağı Ödemiş Müzesi’nin yönetimindedir.

Ödemiş’in zengin tüccarlarından Çakıroğlu Mehmet Bey’in 1761 yılında yaptırmış olduğu bu konak Ege Bölgesi’nde yapı üslubunu korumuş sivil mimari örneklerinden birisidir. Bu konak Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılmış ve 1977 yılında restorasyonuna başlanmıştır. Restorasyon çalışmalarını Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, İzmir Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından yapılmış, iç düzenleme ve teşhir çalışmaları da İzmir Arkeoloji Müzesi ile Ödemiş Müzesi’nce yürütülmüştür.

Çakırağa Konağı üç katlı, dış sofalı, çift köşk oda tabir edilen yapı üslubunda olup, zemin kat duvarları taş örgülü, orta ve üst kat duvarları da ahşap dolma tekniğinde yapılmıştır. Geniş bir bahçe içerisinde bulunan konağın zemin katında hizmetlilere, bekçilere ve misafirlerin kabul edildiği odalar ile ahır ve samanlık bulunmaktadır. Buradan ahşap bir merdivenle çıkılan birinci kat diğer katlara göre daha alçak tavanlı olup, beş oda ve bir de tuvalet bulunmaktadır. Orta kat salonundan yine ahşap bir merdivenle yazlık olarak kullanılan ve daha yüksek tavanlı üst kata çıkılmaktadır. Burası iki sekili, iki çıkmalı ve iki köşk odalı olup, aynı zamanda da eyvan ve yahut taht köşkü denilen bir bölüme yer verilmiştir.
Konağın tavan ve duvarları çok renkli bitki ve meyve motifleri ile bezenmiş, ayrıca şehir panoramaları onları tamamlamıştır. Burada çeşitli bitki, çiçek, ağaç motifleri ile İstanbul ve İzmir panoramalarının yer aldığı görülmektedir. Bu panoramaların yapılmasına neden olarak Çakıroğlu Mehmet Bey’in İstanbullu ve İzmirli iki hanımla evlenmiş olması ve onlara memleket hasreti çektirmemek için yaptırdığı söylenmektedir. Bütün bu panoramalar ve bezemeler bozulmadan günümüze kadar gelebilmiştir.

Konağı aydınlatan pencereler altta düz sıralar halinde, üstte de vitraylı olarak iki sıra halindedir.


Birgi Ödemiş
Tel : (0232) 532 52 05

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder